Türk siyasetinde taşları yerinden oynatacak, egemenlik haklarımızı doğrudan tartışmaya açacak sıra dışı bir gelişme yaşanıyor. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aktif siyasetten çekildikten sonra devletin kırmızı çizgileriyle uyumlu, dış politikanın partiler üstü olduğunu savunan rasyonel çizgisine alışmaya çalışırken, yeni liderlik makamından gelen hamle başkent koridorlarını kelimenin tam anlamıyla sarstı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek kritik NATO Zirvesi öncesinde Amerikan Newsweek dergisine yazdığı mektupla uluslararası bir vesayet kapısını sonuna kadar araladı.
Batı Merkezli Vesayet Arayışı
Özel’in mektubunda kullandığı ifadeler, salt bir muhalefet eleştirisinin çok ötesine geçerek Türkiye’nin egemenlik haklarını dış güçlerin insafına sunma çabası olarak yorumlanıyor. Yargı bağımsızlığı ve demokrasi krizi iddialarını ittifakın resmi gündemine taşımak isteyen CHP lideri, ülkenin iç meselelerini küresel bir güvenlik sorunu gibi pazarlamaya girişti. Türkiye’nin kendi dinamikleriyle çözmesi gereken yapısal ve hukuki sorunları Batı ittifakının askeri gücü olan NATO’nun önüne bir şikayet dilekçesi gibi sermek, rasyonel bir dış politika vizyonuyla asla bağdaşmıyor. Bu durum, muhalefetin uluslararası ilişkilerde düştüğü derin stratejik boşluğu gözler önüne seriyor.
35. Madde Ruhunu Brüksel’e Taşımak
Geçmişin hafızasını tazelemekte fayda var. Yaşı yetenler ve Türk siyasi tarihine entelektüel düzeyde kafa yoranlar çok iyi hatırlar; bir dönem askeri vesayetin ve darbelerin yasal kılıfı olarak kullanılan TSK İç Hizmet Kanunu’nun meşhur 35. maddesi vardı. CHP ve eski sol aktörler bu maddeye dayanarak ordudan medet umar, sivil siyaseti hizaya sokmak için askeri göreve çağırırdı. Bugün gelinen noktada, içeride darbe heveslisi bir askeri yapı bulamayan zihniyet, vesayet arayışını Brüksel’e ihraç etmeye çalışıyor. NATO’nun 4. ya da 5. maddelerini Türkiye’nin iç yargı kararlarına müdahale ettirmek için araçsallaştırmak, egemenlik kavramının içini boşaltmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmez.
Muhalefetin Eksen Kayması ve Egemenlik Sorunu
Milli savunmada tarihinin en güçlü ve bağımsız dönemini yaşayan, sınır ötesi operasyonlarıyla kendi güvenliğini kendi tesis eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nden umudunu kesenlerin, çözümü yabancı bir askeri ittifakta araması hazindir. Bu hamle, sadece bir siyasi hata değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu partisi iddiasındaki bir yapı için derin bir fikri savrulmadır. Kendi halkına, kendi kurumlarına ve demokratik mekanizmalarına güvenmek yerine küresel aktörlerin kapısını çalan bir muhalefet anlayışı, Türk milletinin ferasetinde asla karşılık bulamaz. Ankara, dış politikada kendi ayakları üzerinde durdukça, bu tarz ithal müdahale arayışları tarihin tozlu sayfalarında birer ibret vesikası olarak kalacaktır.
Kaynak: Sabah